Haftalık Strateji [27 Haziran – 01 Temmuz Haftası]

Geçtiğimiz hafta piyasalar, Fed Başkanı Yellen’in senato ve temsilciler meclisindeki para politikası konulu sunumuna ardından da İngiltere’nin AB’de kalıp kalmayacağına ilişkin referandumu yakından izledi. Fed’in sunumlarında, bir sonraki faiz artırımına ilişkin herhangi bir ipucu göremeyen piyasalar, sunumların ardından yeniden İngiltere’deki referanduma odaklandı. Referandum öncesi anketlerde AB’de kalma taraftarlarının önde gitmesi, global piyasalardaki yukarı hareketleri destekledi. 23 Haziran tarihinde gerçekleştirilen referandumda anketlerin tersine AB’den ayrılma yönünde İngiltere’nin iradesini kullanması, AB’de kalınacak beklentileriyle yapılan fiyatlamaların bir anda terse dönmesine neden oldu. Bu satış baskısının etkisindeki BİST de haftanın kapanışını %0,08 düşüşle 75366 seviyesinden tamamladı.

Cuma günü görülen sert satışlarla beraber Avrupa’da gösterge endeks haftalık bazda %1,2 değer kaybederek düşüşünü dördüncü haftaya taşıdı. ABD’de ise haftalık bazda endeksler %1,73 civarında değer kaybederken, Dow Jones ve S&P 500 endeksleri yılbaşından bu yana kazançlarını silmiş oldu. Ayrıca referandumdan ayrılma kararının çıkması küresel merkez bankalarının para politikası kararlarında da etkili olacağı görülüyor. FED’in faiz artışı olasılığı 2016 için masadan kalktı. Bloomberg beklenti anketi sonuçlarına göre, 24 Haziran 2016 itibariyle, FED’in 2016’da öngörülen faiz artış olasılığı neredeyse sıfırlanırken, %0 olan faiz indirim olasılığı %14 seviyesine çıktı.

Bu haftanın veri takvimine bakıldığında, yurt içinde Çarşamba günü açıklanacak olan PPK toplantı tutanakları, Perşembe günü Mayıs ayı dış ticaret dengesi verileri Cuma günü açıklanacak olan Haziran ayı PMI rakamları izlenecektir. Yurt dışında ise ABD tarafında Salı günü açıklanacak olan 1Ç büyüme verisi, Çarşamba; kişisel gelir-harcamalar verisi, Cuma; PMI rakamları ve Fed üyelerinden gelecek açıklamalar izlenecek. Avro Bölgesi’nde ise veri tarafında Çarşamba; ekonomi güven endeksleri, Perşembe; TÜFE ve Cuma; PMI rakamları önemli olacaktır. Aynı zamanda, Brexit sonrasında piyasalarda yaşanan sert hareketlerin ardından Avrupa, İngiltere ve Fed Başkanı Yellen’in Çarşamba günü saat 16:30’da katılacakları panelde yapacağı konuşmalar ön planda olacaktır.

Özellikle Brexit sonrasında Hollanda ve Fransa’da da dillendirilen referandum talepleri ardından, oluşabilecek yeni risklere karşın merkez bankalarının yapacağı açıklamalar, piyasaların ana gündem maddelerinden biri olacaktır. Piyasaların ajandasında ilk gündem sırasında yer alan Brexit’e ilişkin yol haritasının netleşip netleşmeyeceği izlenecektir. İngiltere’nin AB’de kalacağına ilişkin fiyatlamaların sonrasında ters yönde gelen sonuçlar, global piyasalarda negatif sert fiyatlamaları da beraberinde getirse de, toparlanma yolunda yurt dışı piyasalarda oluşacak haber akışı ve piyasa algısı, BİST üzerinde de birebir etki yaratacaktır. Kısa vadede Brexit’e ilişkin yaşanan belirsizlikler, merkez bankalarının piyasaların bozulmaması adına atacağı adımlar ve Fed’in konuyla ilgili açıklamaları, piyasalarda volatilitenin yine yüksek kalmasında etkili olacaktır. Bu hafta da yurt dışı piyasaları izleyerek toparlanma ve yön bulma arayışına katılacağını düşündüğümüz BİST, aşağı hareketlerde 73.000-72.000 aralığını, yukarı hareketlerde ise 76.000-78.000 aralığını takip edecektir.

Merkez Bankası faiz koridorunun üst bandını beklentilere paralel 50 baz puan indirdi

  • Merkez Bankası faiz koridorunun alt bandı olan gecelik borçlanma faizini %7,25, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını %7,50 seviyesinde bırakırken, faiz koridorunun üst bandı olan gecelik borç verme faizini %9,50’den %9,00 seviyesine indirdi. Ekonomistler tarafından genel olarak faiz oranlarında 50 baz puan indirim bekleniyordu. Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası’nda gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı %0 düzeyinde sabit tutulmuş, borç verme faiz oranı %11,00’den %10,5’e indirilmiştir.
  • Yapılan açıklamada, “yakın dönemde küresel oynaklıklarda bir miktar artış yaşandığı” ifadesi tekrarlanırken, Sıkı para politikası duruşunun, temkinli makro ihtiyati politika çerçevesinin ve Ağustos ayında yayımlanan yol haritasında belirtilen politika araçlarının etkili bir şekilde kullanılmasının ekonominin şoklara karşı dayanıklılığını artırdığı ifade edilmiş olup, bu doğrultuda sadeleşme yönünde ölçülü bir adım atılmasına karar verildiği belirtilmiştir.
  • Mayıs ayında yapılan açıklamada eklenen, “iç talep büyümeye pozitif katkı verdiği” ifadesi ve Avrupa Birliği ülkelerinin talebindeki artışın ihracat üzerindeki olumlu etkisinin devam ettiği ifadesi tekrarlandı.
  • Mayıs ayında yapılan açıklamada, enflasyonda görülen belirgin bir düşüşün temelde işlenmemiş gıda fiyatları kaynaklı olduğu belirtilirken, bu toplantı ardından yayımlanan açıklamada, “son aylarda işlenmemiş gıda fiyatlarının olumlu seyri ve çekirdek enflasyon eğilimindeki iyileşmeye bağlı olarak enflasyonda görülen belirgin bir düşüşün gözlendiği” olarak değiştirilmiştir. Ayrıca hizmet enflasyonundaki ve birim işgücü maliyetlerindeki gelişmelerin likidite politikasındaki sıkı duruşun korunması gerektirdiğini bildirildi. Bir önceki açıklamada ise, çekirdek enflasyon eğilimindeki iyileşmenin sınırlı olduğu vurgusu yapılmıştı.
  • Önümüzdeki dönemde para politikası kararlarının enflasyon görünümüne bağlı olacağı ve enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeler dikkate alınarak para politikasında sıkı duruşun sürdürüleceği ifadesi tekrarlandı.

    Yorum: Sadeleşme yönünde 50 baz puanlık faiz indirimi piyasalar tarafından bekleniyordu. Sıkı duruşun devam etmesi gerektiğinin belirtilmesi ile beraber önümüzdeki dönemde enflasyon görünümü para politikası açısından önemini korumaya devam ediyor. Mevcut küresel konjonktürün devam etmesi ve enflasyon görünümüne bağlı olarak Merkez Bankası faiz koridorunu ölçülü olarak daraltmaya devam edebilir. Yapılan açıklamada Mayıs ayı ile kıyaslandığında çekirdek enflasyon görünümüyle ilgili değişiklik dikkat çekti. Geçtiğimiz hafta açıklanan TCMB Haziran ayı beklenti anketi sonuçlarına göre, enflasyon beklentilerinde gerilemeye işaret etmiş ve 24 ay sonrası enflasyon tahmini 5 ay sonra ilk kez %7,0 seviyesinin altına gerilemişti.

İran’a yaptırımların kalkmasıyla Türkiye’nin ihracatının yıllık %13,7 civarında artması bekleniyor

  • Türkiye’nin İran pazarında etkinliğini artırabilmek için Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ile Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) işbirliğine gitti. Rapora göre İran’a yönelik yaptırımların kalkmasından sonra düşen petrol fiyatları, bu ülkenin büyümesinde zayıflama beklentisi yaratmasına rağmen, İran ekonomisinin 2016-2017 döneminde %4 ile %5,5 aralığında büyümesi öngörülüyor. Gelecek 5 yılda ise Türkiye’nin de bu ülkeye ihracatının aynı dönemde yıllık %13,7 oranında büyüyebileceğine dikkat çekiliyor.
  • DEİK Başkanı Ömer Cihad Vardan “Yaptırımlar sonrasında böylesine bir varlık gösteren ülke olan Türkiye’nin eski iş ilişkileri, coğrafi yakınlık ile Türkiye’nin komşu ülke İran’a ihracatı yeni dönemde iki haneli artış gösterecek ve kısa bir sürede 30 milyar ABD Doları ticaret hedefine daha da yaklaşacağız” şeklinde konuştu.

    BDDK’nın karşılıklara ilişkin yönetmeliğinde yapılan değişiklikler Resmi Gazete’de yayınlandı (=)

  • Dün “Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik” Resmi Gazete’de dün yayınlandı. Buna göre, bankaların kredileri için TFRS 9 kapsamında karşılık ayırmalarının esas olduğu belirtilirken, 1 Ocak 2017’den itibaren geçerli olmak üzere, genel karşılık oranlarının 1 Ocak 2018’e kadar standart nitelikli nakdi kredileri toplamının en az %1 oranında (önceki: %4,0), yakın izlemedeki nakdi kredileri toplamının en az %2,0 oranında uygulanacak.
  • Ayrıca TFRS 9’u uygulamayan bankalar için genel karşılık oranlarının standart nitelikli nakdi kredileri toplamının en az %1,5 oranında, yakın izlemedeki nakdi kredileri toplamının en az %3,0 oranında uygulanacak.

    Borsa İstanbul 01 Temmuz – 30 Eylül 2016 dönemi için endeks değişikliklerini açıkladı 

    Ekran Resmi 2016-06-27 22.03.07

    Özel Analiz: Brexit’in BİST Şirketlerine Etkileri

    İngiltere’nin AB’den ayrılma konusunda dün yapılan referandumun resmi sonuçları açıklandı. İngiltere Seçim Kurulu tarafından yapılan açıklamaya göre Avrupa Birliği’nden ayrılma yönünde yapılan kampanya oyların %51,9’unu aldı.

    • Ford Otosan İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) çıkması durumunda en fazla etkilenebilecek Şirketler arasında yer alıyor. Bilindiği gibi Ford Otosan için İngiltere önemli bir (ihracatın %35’i toplam satışların ise %23’ü İngiltere’ye yapılıyor) ihracat pazarı. Ayrıca ihracatın %95’i de Avrupa’ya yapılıyor. Referandumdan İngiltere’nin AB’den çıkması yönünde oluşan kararın hayata geçirilmesi durumunda yeni ticari anlaşmaların imzalanmalarının kısa zamanda tamamlanamaması, değişen dış ticaret uygulamaları nedeniyle yaşanacak ihracat zorluklarının, bu yönde gerekli düzenlemeler yapılana kadar Şirket üzerine olumsuz etkiler yaratabileceği görüşündeyiz.
    • Tofaş Oto’nun satışlarının %58,6’sı ihracat olup (ihracatın %76’sı Avrupa’ya yapılıyor), İngiltere’nin ihracat içerisindeki payı ise %11,7 düzeyinde. Bu oran toplam satışların %6,9’u gibi düşük seviyede olması, ihracat adetlerinin “al ya da öde” anlaşmaları ile koruma altında olması nedeniyle Şirkete etkisinin sınırlı olacağı görüşündeyiz.
    • Arçelik satış gelirlerinin yaklaşık %15’i İngiltere’den elde edilmektedir ve bu süreçten olumsuz etkilenmesi beklenmesi gereken şirketlerden birisi de Arçelik olacaktır.
    • Koç Holding, önemli iştirakleri Ford Otosan, Tofaş ve Arçelik’ten dolayı süreçten finansal anlamda da olumsuz etkilenmesi gereken şirketlerden birisi olacaktır.

      Brexit sürecinin bir sonucu olarak kurlarda sert hareketler görmekteyiz. Bu da şirketlerin gerek operasyonel taraflarına gerekse taşıdıkları kur riskine göre finansal tarafa etkileri olacaktır. Burada €/$ paritesindeki ve $/TL’nin €/TL fiyatlaması önem kazanacaktır. Bu noktada;

    • Gelir (%43’ü $, %25’i €) ve maliyet (%51’i $, %12’si €) dağılımına baktığımızda THY’nin operasyonel tarafta $ karşısında zayıflayan €’dan sınırlı da olsa olumsuz etkileneceğini düşünüyoruz. Şirket operasyonel olarak $ karşısında zayıflayan TL’den ise olumlu etkilenecektir. Bilanço pozisyonu açısından ise (şirketin fonksiyonel para birimi $) € kısa pozisyonu taşıyan şirketin operasyonel olmayan tarafta bu gelişmeden olumlu etkilenecektir.
    • Diğer taraftan genel bir yaklaşım olarak TL’nin değer kaybettiği bir ortam oluşacağı varsayımıyla net döviz borç pozisyonu olan şirketlerin 2Ç dahil olmak üzere finansal performanslarında olumsuzluklar görürken, net döviz fazlası olan şirketlerde ise göreceli olumlu etkiler göreceğimizi düşünüyoruz.
    • 1Ç16 itibariyle BİST şirketlerinin net döviz pozisyonu. (Döviz pozisyonunda para birimi bazında detaya inilmemiştir.)

    Ekran Resmi 2016-06-27 22.06.03

     

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s