Haftalık Strateji Bülteni(17 Ekim – 21 Ekim)

Kurlarda önceki hafta başlayan yükseliş, geçtiğimiz hafta da devam ederek Perşembe günü Dolar/TL’nin 3,11 üzerini test ederek tarihi zirvesine çıkmasına neden oldu. Euro/TL’de ise Euro/Dolar paritesindeki düşüşün etkisi ile geçtiğimiz haftalara göre daha stabil bir seyir vardı. Fed’in faiz artışına yönelik beklentilerdeki artış, BREXIT’in getirdiği endişe gibi önceden bilinmesine rağmen fiyatlara çok fazla yansımayan gelişmelerin son haftalarda uluslararası piyasada stresi arttırdığını görüyoruz. Yeniden tartışılmaya başlanan Başkanlık konusu, yurtdışındaki stresle birleşince yurtiçinde fiyatlardaki dalgalanmanın daha sert olduğu bir haftayı geride bıraktık. BIST’te ise haftanın ilk dört günündeki satış, Cuma günü gelen alımlarla büyük oranda telafi edilince BIST 100 haftayı sadece 421 puanlık bir düşüşle 77.554’ten tamamlamış oldu. Böylece uzunca bir süredir bir ileri bir geri hareketiyle, dar bir bant içinde dalgalanan endeks bu seyrini korumuş oldu.

Ana trend yurtdışı kaynaklı

Gerek TL’de yaşanan değer kaybı gerekse Borsa İstanbul’da görülen hareketlerde ana yönü yurtdışındaki risk iştahı belirlemeye devam ediyor. Bununla birlikte bu trend içindeki dalga boylarında yurt içinde yaşanan gelişmelerin etkisi yüksek. Bu nedenle bu hafta da öncelikle ABD olmak üzere dış dünyadan gelecek haber akışına odaklanmakta fayda olduğunu düşünüyoruz. ABD açıklanacak sanayi üretimi ve enflasyon rakamları, Çin’de açıklanacak olan sanayi üretimi ve büyüme rakamı ile Avrupa Merkez Bankası’nın Perşembe günü gerçekleştireceği para politikası kurulu toplantısı bu hafta izleyeceğimiz önemli başlıklar. Son dönemde verilerin Fed faiz artışı beklentisi üzerinde etkili olmaya başladığına şahit oluyoruz. Fed’in aralık ayında faiz artışı yapacağına yönelik beklentiler bir süredir oldukça yüksek olmasına karşın, fiyatlama algısı yakın dönemde yeniden buraya kaymış durumda. Bu nedenle normal şartlarda açıklanacak bir ya da iki verinin faiz artışı beklentisini değiştirmeyeceğini düşünsek de gelen verilere göre sert dalgalar yaşanabileceğini düşünüyoruz. Geçtiğimiz hafta da ABD ile birlikte Çin’den gelen verilere verilen reaksiyonlar da veri hassasiyetinin ne kadar yüksek olduğunu gösterdi. Cuma günü açıklanan Çin ÜFE’sinin 2012’den sonra ilk defa artış göstermesi haftanın son gününde piyasaların bir anda pozitife dönmesine neden oldu. Bu etkinin kalıcı olmasını beklemekle birlikte bu hafta da bu tür verilerin günlük bazda sert hareketlere neden olabileceğini göz önünde bulundurmak gerekiyor.

İçeride TCMB ön planda olacak

TCMB, Mart ayından Eylül ayındaki toplantıya kadar faiz indirimlerine aralıksız bir şekilde devam ederek sadeleşme sürecinde en önemli adımlarda biri olan dar simetrik faiz koridoru uygulamasında sona yaklaştı. Son durum itibariyle TCMB’nin 1 hafta vadeli repo faizi % 7.50, gecelik borç alma faizi % 7.25 ve gecelik borç verme faizi % 8.25 seviyesinde. Eylül ayındaki toplantının ardından TCMB’nin Ekim ayındaki toplantıda da ölçülü faiz indirimlerine devam edeceğini ve faiz koridorunun üst bandında 25 bp’lik indirime gideceğini düşünüyorduk. Fed’in Ekim ayında toplantısının olmaması, son TÜFE rakamlarının beklentilerden olumlu gelmesi ve beklenmedik not indirimin ardından en kötünün geride kalmaya başladığını düşünmemiz gibi nedenlerin faiz indiriminin devamlılığı anlamında TCMB’nin elini güçlendiren unsurlar olduğunu düşünüyorduk. Ancak özellikle kur tarafında tarihi zirvelerin test ediliyor olması nedeniyle TCMB’nin bu ayki toplantıda faiz indirimine gitmesi konusunda elinin bir miktar zayıfladığını düşünüyoruz. 20 Ekim tarihine kadar kur tarafındaki tansiyon düşmezse bu ayki toplantının faiz indirimi anlamında pas geçilme ihtimali kuvvetlenecektir. Diğer taraftan, 15 Temmuz Darbe Girişiminin ardından gerçekleştirilen toplantıda da faiz indirimlerine ara verilmemiş olması, iktisadi faaliyetlerin yeniden canlandırılması için son dönemlerde alınan önlemler ve siyasi kanadın söylemleri göz önüne alındığında üst bantta 25 bp’lik indirime gidilmesinin sürpriz olmayacağını söyleyebiliriz. TCMB’nin bir önceki PPK toplantısına ilişkin özet metinde daha önce kullanılan “sıkı” duruş yerine “temkinli” duruşa işaret edilmesi de faiz indirimine devam edileceğini işaret eder nitelikte. TCMB’nin kurlar tarafına etki edebilecek tek politika aracı faizler de değil. Geçtiğimiz aylarda piyasa koşullarını da değerlendiren TCMB’nin zorunlu karşılıklar tarafında yaptığı ayarlamalarla piyasadaki TL ve döviz likiditesine katkıda bulunduğunu biliyoruz. Bu nedenle TCMB’nin kurlardaki hareketleri de göz önünde bulundurarak, Para Politikası Kurulu’nda alınacak kararı destekleyici nitelikte zorunlu karşılıklarda düzenleme yapması da şaşırtıcı olmayacaktır.

Dolar/TL’de zirveler tekrarlanabilir

Geçtiğimiz hafta Perşembe günü 3,11’in üzerindeki rakamlarla tarihi zirvesine ulaşan Dolar/TL kuru Cuma günü küresel ölçüde oluşan iyimserlikle birlikte 3,0750’nin altını test etti. Ancak bu iyimserliğin dozunun azalması gün sonuna doğru yeniden alımları tetikleyerek Cuma günü akşam saatlerinde kurun yeniden 3,09’a doğru hareketlenmesine neden oldu. Mevcut konjonktürde sadece Fed beklentilerine paralel kurda kalıcı bir panik havası oluşmasını beklemesek de bu yıl içerisinde 3,10-3,15 aralığının birkaç defa test edilebileceğini, hatta zaman zaman bu seviyelerin üzerinin de görülebileceğini düşünüyoruz. Aralık ayında Fed’in faizlerde artış yapacağını

bekliyor olsak da sonrası için piyasalardaki artan tansiyonun düşürülmesi için önlemler alınacağını düşünüyoruz. Küresel ölçüde 2016 yılında olduğu gibi zaman zaman türbülanslar olsa da genel risk düzeyinde önemli bir artış yaşanmasını beklemiyoruz. Bu nedenle Dolar/TL tarafında kısa vadede Fed beklentilerinin de etkisi ile yukarı yönlü hareketler olsa bile doların özellikle bu tür sert yükselişlerin ardından orta ve uzun vadeli yatırım için TL’deki nominal getiriyi göz önünde bulundurunca iyi bir alternatif oluşturmadığını düşünüyoruz.

Borsa İstanbul yerinde saymaya devam ediyor

Borsa İstanbul’da hafta içinde fırtınalı günler olsa da geriye baktığımızda bir arpa boyu yol alınmadığını görüyoruz. Geçtiğimiz hafta da ilk dört gündeki satış, Cuma günü gelen alımlarla büyük oranda telafi edilince BIST 100 haftayı sadece 421 puanlık bir düşüşle 77.554’ten tamamlamış oldu. Böylece 15 Temmuz sonrasında bir ileri bir geri hareketiyle, 76.000- 79.000 gibi dar bir bant içinde dalgalanan endeks bu seyrini korumuş oldu. Bu kanaldan çıkış ilk etapta çok kısa sürede en azından kanal boyu kadar bir hareket getirebilir ki, bu durumda yukarıda 82 binin biraz üzeri aşağıda ise 73 bin civarı gündeme gelebilir. Biz geçtiğimiz hafta da ifade ettiğimiz gibi endekste 75 bin altındaki rakamları ucuz olarak değerlendiriyoruz. 15 Temmuz’daki darbe girişimi ve kredi derecelendirme kuruluşlarından gelen not ve görünüm indirimlerine rağmen endeksin 75.000 altında çok fazla kalmak istemediğini görmüştük. Bu nedenle önümüzdeki günlerde Fed kaynaklı küresel baskının da etkisi ile yaşanacak düşüşlerde, orta vadeli düşünenlerin 75 bin ve altındaki rakamları katlanabilecekleri ölçüde geniş bir stop loss stratejisi oluşturarak kademeli bir şekilde maliyet oluşturmak için kullanarak, 80 bin üzerindeki rakamları hedefleyebileceklerini düşünüyoruz.

Tahvil ve Bono Piyasası

Geçtiğimiz haftaya %8.71 seviyesinden başlayan 2 yıl vadeli gösterge faiz, hafta içinde en yüksek %9.00, en düşük %8.69 seviyesini görerek haftayı %9.00 seviyesinden kapattı. 10 yıllık tahvil faizi ise haftaya %9.77 seviyesinden başlayarak, en yüksek %10.19, en düşük %9.77 seviyelerini görerek haftanın kapanışını %10.12 seviyesinden yaptı. Özetle, 2 yıl vadeli gösterge tahvilin ve 10 yıllık tahvil faizinin hafta boyunca yükseliş eğiliminde olduğunu söyleyebiliriz. Bu hafta yurt içi piyasalarda Pazartesi günü Ağustos ayı sanayi üretimi ve Çarşamba günü ise cari açık verileri takip edildi. Sanayi üretim verisi beklentilerden olumlu açıklanırken, cari açık beklentilerden yüksek açıklandı. Hafta içinde Dolar/ TL’de görülen yeni zirveler, Fed’in faiz artışına yönelik endişeler 2 yıl vadeli gösterge faizin ve 10 yıllık tahvil faizinin yükselişinde etkili oldu. Bu hafta yurt içi piyasalarda Pazartesi günü Temmuz ayı işsizlik rakamları açıklanacak olup, Çarşamba günü ise Merkez Bankası toplantısı yapılacak. Gözler Çarşamba günü açıklanacak olan TCMB faiz kararında olacak. Piyasa beklentisi TCMB’nin faiz koridorunun üst bandında 25 bp’lik indirime gitmesi yönünde iken, bizim beklentimiz Dolar/TL’de gelinen seviyeler dikkate alındığında TCMB’nin faiz oranlarında değişikliğe gitmeyeceği yönünde. Açıklanacak faiz kararı sonrasında tahvil faizlerinde oynaklık artabilir.

Ekim Vadeli BIST 30 Sözleşmesi

Ekim vadeli endeks kontratı hafta içinde 93,800 ve 96,175 arasında dalgalanarak haftayı 94,775 seviyesinden kapattı. Endeks kontratında 742.181 işlem oldu. Açık pozisyon sayısı 24.096 artarak 309.760 olarak gerçekleşti.

Hafta içinde aşağı yönlü hareketlerin görüldüğü endeks kontratında destek olarak 93,600 ve direnç olarak 96,575 önemli seviyeler olarak görülmektedir. Günlük grafikte kısa vadeli hareketli ortalamaların eğilimleri aşağı yönlü olup aşırı alım satım osilatörlerinden RSI kendi ortalaması altında aşağı yönlü hareket etmektedir. Orta vadeli trend göstergelerinden MACD negatif bölgede aşağı yönlü seyrini sürdürmektedir. Önümüzdeki hafta içi geri çekilmelerde 93,600 ve 92,300 destek olarak takip edilebilecek seviyeler olarak görünürken yukarı yönlü hareketlerde direnç olarak 96,575 ve 98,975 seviyeleri izlenebilir. Kontratın yukarı yönlü hareketlerde güç kazanabilmesi için 96,575 direncinin yukarı kırılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu direnç seviyesi üzerinde kalıcılığın korunması teknik olarak yukarı yönlü eğilimin destekleneceği beklentisini oluşturmaktadır.

Geçtiğimiz Haftanın Öne Çıkanları:

FOMC Tutanakları Ön Plana Çıktı

Geçtiğimiz hafta Çarşamba günü açıklanan Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) 20-21 Eylül’de düzenlenen toplantısına ilişkin yayınlanan tutanaklar takip edildi. Tutanaklarda FOMC üyelerinin politika faizini yüzde 0,25-0,50 aralığında sabit tutma kararını 3’e karşı 7 oyla aldığı görüldü. Tutanaklarda, “güvercin” ile “şahin” üyelerin birbirinden keskin olarak ayrıldığı dikkat çekti. Faizlerin bu toplantıda sabit tutulmasını isteyen üyelerin gerekçeleri komite hedeflerine yönelik ilerleme için daha fazla verinin beklenmesi gerektiği idi. Bazı üyelerin ise iş gücü piyasasındaki iyileşmenin devam etmesi ve enflasyon tarafındaki yukarı yönlü hareketlerin gözlenmesi ile ekonomik faaliyetlerin güçlenmesi halinde faiz artışına nispeten yakın zamanda gidilmesi gerektiği üzerinde durdular. Bu yakın zamandan kastın Aralık ayı olduğuna dair güçlü beklentiler oluşmuş durumda. FOMC üyelerinden enflasyondaki ilerlemenin yavaş olduğuna dikkat çeken ve faiz artışı için beklemek gerektiği söyleyen üyeler olduğu gibi faiz artırımı konusunda gecikme yaşamanın ekonominin aşırı ısınmasına neden olacağını vurgulayan üyeler de vardı. Ancak enflasyon tarafında fikir ayrılıkları olsa da genel ekonomik görünümün iyi olduğuna dair bir fikir birliği söz konusuydu ve son aylarda faiz artış zeminin giderek güçlendiği görüldü.

20-21 Eylül tarihlerindeki toplantı da muhalefette kalan üye sayılarında artış görüldü. Fed’in 20-21 Eylül’deki toplantısında, Kansas City Fed Başkanı Esther George, Cleveland Fed Başkanı Loretta Mester ve Boston Fed Başkanı Rosengren faiz oranının artırılması yönünde oy kullanarak, son yılların en güçlü muhalefetini ortaya koymuştu. Muhalefette kalan üyelerin faiz artışını geciktirmenin ekonomik hedeflerden sapmaya neden olacağı ve ileride daha yüksek faiz artışlarının gerekebileceğine dikkat çektiler. Ayrıca, muhalefette kalan üyeler faiz artırımını ertelemenin Fed’in kredibilitesinin olumsuz etkileneceği görüşünü dile getirdi. Fed’in para politikalarını belirleyen FOMC’nin bir sonraki toplantısı 1-2 Kasım’da Washington’da gerçekleştirilecek. Ancak bu toplantı da 8 Kasım’daki başkanlık seçimlerinden günler önce düzenlenecek olması nedeniyle faiz artırma ihtimalinin düşük olduğu piyasalar tarafından değerlendirilmektedir. Bu sebeple piyasalar 13-14 Aralık’ta yapılacak FOMC toplantısına odaklanmış durumda. Bu toplantıya yönelik faiz artışı beklentisi tutanakların ardından yüzde 63-64 civarında seyrediyor.

Yurt İçinde Veri Akışı Sakindi

Geçtiğimiz hafta yurt içinde veri akışı sakindi. Pazartesi günü Ağustos ayına ait Sanayi Üretim verisi ile Çarşamba günü Cari Açık verisi takip edildi. Sanayi Üretimi Temmuz ayında aylık bazda %7,00 daralma gösterirken, yıllık bazda %4,90 oranında bir azalış göstermişti. Pazartesi günü Ağustos ayına ait açıklanan sanayi üretim verisi ise aylık bazda %9,4’lük, yıllık bazda ise %2.2’lik bir artış göstererek Temmuz ayına göre ciddi bir toparlanma gösterdi. Çarşamba günü ise Ağustos ayına ait Cari açık verisi açıklandı. Temmuz ayında -2,60 milyar dolar açık verilirken, Ağustos ayına dair piyasa beklentisi -1,45 milyar dolar açık yönündeydi. Ağustos ayına ait Cari açık verisi 1,78 milyar dolar oldu. Temmuz ayına göre toparlanma gösteren veri piyasa beklentilerinden kötü geldi.

Yurt içinde veri akışının sakin olduğu hafta da siyasi gündem etkisini daha fazla gösterdi. Musul’a yapılması planlanan harekâtla ilgili olarak Türkiye – ABD arasındaki müzakerelerin devam ettiği süreçte gelen açıklamalar piyasalar tarafından izlendi. Ayrıca geçtiğimiz haftalarda Irak tarafından gelen açıklamada Türk askerinin Irak sınırları içerisinde bulunmasını sınırların ihlali olduğunu ve rahatsız olduklarını belirten Irak hükümeti ile bölgede yer alan diğer birliklerin Türkiye aleyhinde yaptıkları açıklamalar piyasalarda tedirginliğe neden oldu. Hafta boyunca o taraftaki gelişmeler izlenirken, halen daha yapılacak olan harekâtın içeriği tam olarak netleşmiş değil. Bu durum piyasalar üzerinde baskı oluşturmaya devem ediyor.

Bu hafta içinde İstanbul’da gerçekleştirilen enerji konferansı da takip edilen önemli gelişmelerdendi. 9 Ekimde başlayan konferans 13 Ekim Perşembe günü sona erdi. Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin hızlı bir şekilde normalleşmeye devam ettiği görüldü. Taraflar arasında Rusya ve Türkiye arasındaki işbirliğinin artırılmasının önemine değinildi. Türkiye’de yapılması planlanan nükleer santraller gündeme geldi. Ayrıca Güney akım boru hattı anlaşmasında taraflar arasında imzalar atıldı.

Yurt içinde daha önce de gündeme gelen Başkanlık sistemi geçtiğimiz hafta içinde yeniden konuşulmaya başlandı. Hafta içinde Bakanlar toplantısında tekrar konuşulmaya başlanan başkanlık sistemi ile ilgili olarak 2017 başında devreye girmesi için Ak Parti’nin 25 – 30 maddelik bir anayasa ile meclise öneride bulunacağı ve mecliste 330 oy alınırsa referanduma gidilerek halka sorulacağı izlenecek yol planı olarak açıklandı. Ak Parti’nin meclisteki sandalye sayısı 317 iken referandum için gereken 330 oyu sağlamak için muhalefetten sınırlı da olsa destek alması gerekmektedir. Başkanlık sistemi ile ilgili tartışmalar piyasalar üzerinde baskı oluştururken Dolar/TL’de yukarı yönlü hareketler izlendi.

Geçtiğimiz hafta boyunca endekste ana trendin aşağı yönlü olduğu görüldü. Küresel piyasalarda değer kazanan doların etkisi ve yurt içinde yaşanan gelişmeler nedeniyle endeks haftayı kayıpla tamamladı. Haftaya 78.297 seviyesinden başlayan endeks hafta boyunca en yüksek 78.506 ve en düşük 76.612 seviyesini görürürken, haftayı 421 puan kayıpla 77.554 seviyesinden tamamlamış oldu.

DOLAR/TL’de Yeni Zirveler Görüldü

Aralık ayında Fed’in faiz artıracağına yönelik beklentilerin güçlenmesi nedeniyle doların küresel piyasalarda değer kazandığı görüldü. Aralık ayında büyük olasılıkla faiz artışına gideceği beklentisinin hakim olduğu piyasalarda bu hafta içinde yayınlanan FOMC toplantı tutanaklarının da bu beklentiyi desteklemesi ve Fed üyelerinin yaptıkları konuşmalar ile verdikleri mesajlarda Aralık ayının en güçlü seçenek olduğunu belirtmeleri piyasalardaki baskıyı iyice artırdı. Doların gelişmiş ülke varlıkları ve para birimleri karşısında değer kazanması nedeniyle DXY’da yukarı yönlü hareketler görüldü. Haftaya 96,47 seviyesinden başlayan Dolar Endeksi (DXY) hafta içinde en yüksek 98,13 seviyesini gördü. Dolar hafta boyunca güçlenmesi ve DXY’daki yükselişler gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinde de kayıplar yaşanmasına neden oldu.

Geçtiğimiz hafta boyunca Güney Afrika’da yaşanan gelişmeler ve Maliye Bakanının tutuklanması Güney Afrika para birimi

olan Güney Afrika Randı’nda ciddi değer kayıpları görülmesine neden oldu. Yaşanan bu değer kayıplarında Güney Afrika’da yaşanan gelişmelerin yanında, doların küresel piyasalarda değer kazanması da etkili oldu. 11 Ekim’de yayınladığımız 4. Çeyrek Strateji ve Beklentiler raporumuzun 24. Sayfasında yer alan Risk – Reel Getiri düzleminde Türkiye ve Güney Afrika’nın birbirine çok yakın seviyelerde yer aldığı görülebilir. Bu yakın konumlanmadan doğan yüksek korelasyonun etkisi ile Güney Afrika Randı’nda yaşanan değer kayıpları ve Türkiye’de başkanlık sisteminin tekrar tartışılmaya başlanması TL tarafında güçlenen dolara karşı kayıpların artmasına neden oldu. Dolar TL karşısında 3,1132 tarihi zirvesine yükseldi. Ancak bu seviyelerde tutunamayan doların tekrar 3,10 seviyesinin altına geldiği görüldü. Haftanın son gününde ise 3,09 seviyesinin etrafında yeni bir denge bulmaya çalışan dolar daha sonra tekrar gevşeyerek 3,08’nin altında işlem gördü.

Brent Petrol Dalgalı Bir Seyir İzledi

Hafta başında İstanbul’da gerçekleştirilen enerji konferansında Rusya’dan petrol üretimini sınırlandırabileceği ve OPEC üyesi ülkelerle birlikte hareket edebileceği açıklamasının gelmesinin ardından Brent petrolde yukarı yönlü hareketler görüldü. Petrol fiyatları 53 dolar seviyesini geçerek 53,71 seviyesini gördü. Ancak ilerleyen günlerde Rusya’nın yaptığı açıklamayla çelişen bir şekilde arzın sınırlandırılmasına çok gerek olmadığı ve mevcut fiyat seviyelerinin yeterli olduğuna dair gelen açıklama ile petrol üretiminin OPEC üyesi ülkelerinden Nijerja, Irak, İran öncülüğünde artması nedeniyle düşüş yaşayarak kazancının bir kısmını geri verdi. Haftanın son gününde 52 doların hemen altından işlem gören petrolde 30 Kasım’da Viyana’da yapılacak olan resmi OPEC görüşmesine yönelik beklentiler ön plana çıkıyor.

Yeni Haftada Ne Konuşacağız?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Perşembe günü gerçekleştireceği Ekim ayı Para Politikası Kurulu (PPK) kararı ile Çarşamba günü başlayacak olan Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin 2016 yılı 3. Çeyrek Finansal Sonuç açıklama süreci haftanın yeni haftada ekonomi gündeminin öne çıkan başlıkları olacak. Mevcut kur seviyeleri dikkate alındığında TCMB’nin faizlerde herhangi bir değişikliğe gitmemesinin yerinde olacağını düşünüyoruz. Ancak, piyasadaki ağırlık beklentinin faiz koridorunun üst bandında 25 bp indirilmesi yönünde olduğunu ve böyle bir adımın çok da sürpriz olmayacağını da belirtelim. 19 Ekim Çarşamba günü başlayacak olan Borsa İstanbul’da işlem gören banka dışı şirketler için 3. Çeyrek finansal sonuç açıklama süreci konsolide olmayan sonuçlar için 31 Ekim Pazartesi, konsolide sonuçlar için 9 Kasım Çarşamba gününe kadar devam edecek. Bankalar için ise finansal sonuç açıklama süreci 21 Ekim Cuma günü başlayarak konsolide olmayan sonuçlar için 9 Kasım Çarşamba, konsolide sonuçlar için ise 21 Kasım Pazartesi gününe kadar devam edecek. Çarşamba Türk Telekom, Perşembe Aksigorta ve Ereğli, Cuma Akbank hafta boyunca açıklanması beklenen ve öne çıkan finansal sonuçlar olarak sıralanabilir. Ayrıca, Pazartesi günü açıklanacak olan Temmuz ayı İşsizlik Oranı, Eylül ayı Bütçe Dengesi ve TCMB Ekim ayı Beklenti Anketi ile Cuma günü Ekim ayı Tüketici Güven Anketi de hafta boyunca yurtiçinde takip edilecek diğer ekonomik veriler olarak sıralanabilir. Çok büyük bir sürpriz olmadıkça bu verilerin piyasalar üzerinde kalıcı bir etkisi bırakmasını beklemiyoruz. Ancak, bir önceki ay oldukça bir sürpriz yaparak yükseliş gösteren işsizlik oranında, 3. Çeyreğe ilişkin gelecek ilk veride de negatif etkinin görülmesi beklenebilir. Zira, 3. Çeyreğe ilişkin şu ana kadar açıklanan öncü veriler ağırlıklı olarak 3. Çeyrekte, özellikle de Temmuz ayında, iktisadi aktivitenin yavaşladığını işaret etmekteydi. Bütçe dengesi tarafında büyük bir bozulma görülmesini beklemiyoruz. Yılın ilk 8 ayında 4.9 milyar TL fazla veren Bütçe Dengesi tarafında yıl sonu hedefi olan 29.7 milyar TL’lik açık rakamının yakalanacağını, hatta çok daha miktarda bir açık verileceğini düşünüyoruz. TCMB Beklenti Anketi piyasadaki yılsonu TÜFE ve dolar/TL tahminlerinin nasıl seyrettiğinin takibi açısından önemli olacağından, bu tarafı da takip etmekte fayda var. 15 Temmuz Darbe Girişimi ardından hızlı bir toparlanma gösteren Tüketici Güveni tarafında, Cuma günü 4. Çeyreğe ilişkin gelecek ilk veri, dolar/TL tarafındaki artan tansiyonun etkilerinin izlenebilmesi açısından önemli olacak. Bu gelişmelere ek olarak hafta boyunca dolar/TL ile küresel piyasalardaki genel havanın da yurtiçi piyasaların seyri üzerinde etkili olmaya devam etmesini bekliyoruz. Bunlara ek olarak, siyasi ve jeopolitik gelişmeler (özellikle sınır ötesinde yürütülen operasyonlara ilişkin gelişmeler) piyasaların seyri üzerinde etkili olmaya devam edebileceğinden yatırımcılar tarafından izlenmeye devam edecek.

Bu hafta küresel ekonomi gündemi oldukça yoğun. Pazartesi günü açıklanacak olan Sanayi Üretimi ve Salı günü açıklanacak olan TÜFE verileri hafta boyunca ABD tarafında takip edilecek en önemli veriler olacak. Sanayi Üretimi verilerinin imalat sektörü tarafında halen devam eden toparlanma çabalarını yansıtması, TÜFE verilerinin ise yataya yakın bir seviyede gerçekleşerek Fed’in Aralık toplantısında faiz artırımına yönelik beklentileri canlı tutmaya devam etmesi bekleniyor. Çarşamba günü yayınlanacak olan Bej Kitap da Kasım FOMC’ye yönelik beklentilerin şekillenmesi açısından takip edilmeli. Diğer taraftan geçen hafta bölgede başlayan şirket finansal sonuçlarının yeni haftada da devam edeceğini ve piyasalar üzerinde dalgalanmalara yol açmaya devam edebileceğini de not edelim. Diğer taraftan 8 Kasım’da gerçekleştirilecek olan ABD Başkanlık Seçimi öncesinde başkan adayları Clinton ve Trump’ın son televizyon tartışması da Çarşambayı Perşembeye bağlayan gece TSİ 04:00 – 05:30 arasında gerçekleştirilecek. Önceki 2 tartışmada Demokratların adayı Clinton daha ön

plana çıkmış ve küresel piyasalar bu duruma olumlu tepki vermişti. Seçime yaklaşık 20 gün kala gerçekleşecek olan son tartışma ve ardından anketlerin izleyeceği seyre karşı piyasalar daha hassas tepkiler vermeye başlayabileceğinden bu taraftaki gelişmeleri de takip etmekte yarar var.

Avrupa Bölgesi’ne baktığımızda haftanın en önemli gelişmesi Perşembe günkü Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) toplantısı olacak. ECB’den herhangi bir değişiklik beklenmezken, ECB Başkanı Draghi’nin toplantı sonrasında gerçekleştireceği basın toplantısı takip edilmeli. Zira, son dönemlerde ECB’nin mevcut varlık alım programında değişikliğe gidebileceğine yönelik basında yer alan iddialara ilişkin gelecek olası mesajlar piyasalarda ciddi oynaklığa yol açabilir. Ayrıca, Pazartesi günü Euro Bölgesi TÜFE, Salı İngiltere TÜFE, Çarşamba İngiltere İstihdam Raporu ve Perşembe İngiltere Perakende Satışlar hafta boyunca bölgede öne çıkacak olan veriler olarak sıralanabilir.

Asya tarafına baktığımızda Çin tarafında son derece kritik verilerin açıklanacağını görüyoruz. Çarşamba günü erken saatlerde Çin’den 3. Çeyrek büyüme, Sanayi Üretimi ve Perakende Satışlar gibi son derece kritik veriler gelecek. Büyümenin %6.7 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Beklentiden olası bir sapma olması durumunda sapma yönü ve şiddeti ölçüsünde küresel piyasalarda sert hareketler görülebilir.

Şirket Haberleri

PETKİM / PETKM 14.10.2016 16:43:53:

Grup şirketlerinden Star Rafineri’de dolaylı olarak %7-9 aralığında bir paya sahip olacak şekilde, şirketin hakim ortağı Socar Turkey Enerji’den %12-14 civarında Rafineri Holding payı alınması için yapılan görüşmeler olumlu bir şekilde devam etmektedir. 14.10.2016 18:05:02: Socar Turkey Enerji Ekim ayı içerisinde ana ortaığı olduğu Petkim’de sahip olduğu 20.05.2016’da borsada işlem gören statüye dönüşen hisselerinin bir kısmının satış işlemini gerçekleştirmeyi planladığını bildirdi.

ŞİŞE VE CAM FABRİKALARI A.Ş. / SISE 14.10.2016 22:03:25:

Şirketin bağlı ortaklığı olan Paşabahçe’ın Mersin Fabrikası’nın 14 Kasım 2016 tarihi itibarıyla faaliyetlerine son verilecektir. Söz konusu operasyon paralelinde Paşabahçe Cam’ın Türkiye’deki diğer tesislerinde yeni teknolojik gelişmelerden faydalanarak sağlanan verimlilik artışı ve optimizasyon çalışmaları sayesinde Türkiye’deki aktif üretim kapasitesinin muhafaza edilmesi amaçlanmaktadır.

BORUSAN YATIRIM / BRYAT 14.10.2016 09:28:01:

Şirket kendi payları ile ilgili olarak 29.00 TL fiyattan 60.000 adet alım işlemi gerçekleştirmiştir.

NET HOLDİNG / NTHOL 14.10.2016 17:51:00:

Şirket kendi payları ile ilgili olarak 3,11-3,13 TL fiyat aralığından 599.000 adet alım işlemi gerçekleştirmiştir.

ÖZAK GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIĞI A.Ş./ OZKGY 14.10.2016 18:22:32:

Şirketin portföyünde yer alan varlıklardan Hayat Tepe’de bulunan 51 adet konutun Elif Emlak’a satılması konulu 17.08.2016 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi ile ilgili fesih protokolü düzenlenmesine karar verilmiştir.

ULUSOY UN / ULUUN 14.10.2016 12:53:57:

Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından açılan “Uzun Süreli Hububat Depoları Kiralanması” ihalesine verilen teklif neticesinde 60.000 tonluk Yozgat/Sorgun kısmı şirket uhdesinde kalmıştır. Bu anlaşma çerçevesinde inşaatı tamamlanacak olan 60.000 ton kapasiteli hububat deposu yıllık 1.650.000 TL karşılığında 10 yıllığına TMO ya kiralanacaktır.

OYLUM SINAİ YATIRIMLAR A.Ş./ OYLUM 14.10.2016 18:15:16:

Şirketin Bracknor Capital Ltd ile bir süredir yürüttüğü stratejik ortaklık görüşmeleri ile ilgili olarak nihai anlaşma üzerinde müzakereler devam etmekte olup yatırımın tahsisli sermaye artırımı yoluyla olması planlanmaktadır.

KOZA ALTIN / KOZAL 14.10.2016 17:46:41:

Şirketin 2013-2016 hesap dönemleriyle ilgili olarak vergi inceleme rapor sonuçlarına göre 116.847.401 TL vergi aslı ile birlikte 781.600.292 TL vergi ziyaı cezası kesilmiş ve toplam 898.447.693 TL vergi cezası tebliğ edilmiştir. Şirket vergi cezalarının yeniden yapılandırılması kapsamında vergi affı hükümlerinden faydalanma yoluna gitmiş olup, 65.000.000TL ile 85.000.000 TL arasında vergi cezası ödenmesi tahmin edilmektedir.

ANSA YATIRIM HOLDİNG / ANSA 14.10.2016 14:53:23:

Şirket ile Denizbank arasında İşbirliği Sözleşmesi imzalanmıştır. Denizbank, anlaşmalı hastaneler ve doktorların çözüm ortağı olduğu İşbirliği Sözleşmesi kapsamında, İstanbul’da yılda 5.000 kişiye 1.000 TL ile 55.000 TL arasında faizsiz olarak estetik kredisi kullandırılması hedeflenmektedir.

ROYAL HALI / ROYAL 14.10.2016 15:09:09:

Şirket 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 19.maddesi gereğince kayyımlık yetkisi Tasarruf Sigorta Fonuna devredilmiştir. Şirket faaliyetlerine devam etmektedir.

ETİLER GIDA / ETILR 14.10.2016 17:32:32:

Şirket donuk patates temini için Doğa Tohumculuk Gıda firması ile Ürün tedarik anlaşması imzalamıştır. 14.10.2016 17:48:52: Şirketin 11.625.000-TL tutarındaki ödenmiş sermayesinin %13,76’sını temsil eden 1.599.189 adet 1.599.189 – TL nominal bedelli BIST’te işlem görmeyen yönetim imtiyazı veren 775.000 A grubu ve 824.189 B grubu payı bir TL nominal değerdeki pay 1,73 TL’ndan olmak üzere Gürtaş Tarım tarafından devir alınmıştır. Gürtaş Tarım, 1,77 TL üzerinden pay alım teklifi yapmak üzere gerekli iznin verilmesini için Sermaye Piyasası Kurulu’na başvuru yapmıştır. 14.10.2016 17:37:49: Şirket çay mamülleri temini için Pulathaneliler Ofçay Gıda firması ile Fason üretim sözleşmesi imzalamıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s