Haftalık Strateji Bülteni(24 Ekim – 28 Ekim)

Piyasaların merkez bankaları hassasiyeti devam ediyor. Geçtiğimiz hafta TCMB’nin ve Avrupa Merkez Bankası’nın toplantıları ön plana çıkmış olsa da en hassas nokta Fed olmaya devam ediyor. Bu hafta Cuma günü ABD’de açıklanacak üçüncü çeyrek büyüme rakamı Fed beklentilerinin şekillenmesi için önemli etkenlerden biri. ABD’nin yılın üçüncü çeyreğinde %2,7 büyümesi bekleniyor. Açıklanacak rakamın bu beklentiyi karşılaması ya da üzerinde gelmesi aralık ayında faiz artışı ihtimalini daha da kuvvetlendirerek Dolar Endeksi’nin (DXY) bir yıl aranın ardından yeniden 100 seviyesinin üzerini test etmesine neden olabilir. Bu durum Dolar/TL’de de tarihi zirvenin sınırlı da olsa genişletilmesini sağlayabilir.

TCMB sadeleşme sürecinde mart ayında başlayarak eylül ayına kadar aralıksız devam ettiği üst banttaki faiz indirimi serisine bu ay ara verdi. Geçtiğimiz hafta kur tarafında tarihi zirvelerin test ediliyor olması nedeniyle TCMB’nin bu ayki toplantıda faiz indirimine gitmesi konusunda elinin bir miktar zayıfladığını düşündüğümüzü, 20 Ekim tarihine kadar kur tarafındaki tansiyon düşmezse bu ayki toplantının faiz indirimi anlamında pas geçilme ihtimalinin kuvvetlendiğini belirtmiştik. TCMB’nin 7 aylık faiz indirimi serisinde en önemli destek yurtdışından gelmiş, global koşullar içerideki tüm belirsizliklere rağmen TCMB’ye faiz indirimi olanağı sağlamıştı. Geçtiğimiz iki haftada değişen en önemli etken ise yurtdışı piyasaların seyri ve bu seyrin kurlar üzerindeki etkisi idi. İçeride beklentilerin altında kalan enflasyon ve alınan son makro ihtiyati tedbirlerin sonuçlarının alınmaya başlanmış olması TCMB’nin faiz indirimine devam etme konusunda elini güçlendirmişti. Bu karar TCMB’nin 25 baz puanlık indirim için finansal istikrarı göz ardı etmediğini de göstermiş oldu. Bununla birlikte faiz indirimine ara verilmiş olması yolun sonuna gelindiği şeklinde de yorumlanmamalı. TCMB Başkanı Murat Çetinkaya’nın göreve geldiği ilk aylarda Enflasyon Raporu’nun sunumunda iletişim politikasına tekrar ve tekrar vurgu yaptığını hatırlatmakta fayda var. Bu sürecin nasıl biteceği, sadeleşme süreci bittikten sonra arzu edilenin ne olduğu gibi konularda bu hafta Perşembe günü gerçekleşecek olan yılın dördüncü Enflasyon Raporu sunumunda ilk ağızdan kamuoyunun bilgilendirileceğini, yurtdışı piyasaların da izin vermesi koşulunda faiz indirimi ya da indirimlerinin önümüzdeki aylarda devam edeceğini düşünüyoruz. Bu nedenle geçtiğimiz hafta faiz indirimi yapılmamış olmasını bir sona geliş değil, yeni projeksiyonu sunma adına bir soluklanma dönemi olarak değerlendiriyoruz. TCMB’nin faiz indirimi yapmamış olmasının piyasa üzerindeki ilk etkisi kurlarda sınırlı düşüş ve BIST’te de sınırlı yükseliş oldu. Bu durum piyasanın da indirim yapılmamış olmasının finansal istikrara katkısının, üst banttaki 25 baz puanlık bir indirimin ekonomiye olacak olumlu katkısından daha fazla olduğunu düşündüğünü gösteriyor.

Avrupa Merkez Bankası yoluna devam ediyor

Geçtiğimiz aylarda kısık sesle de olsa Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) varlık alım programını önümüzdeki aylarda azaltabileceği (tapering) konuşulmaya başlanmış, daha sonra AMB’den bu konunun konuşulmadığına yönelik açıklamalar gelmişti. Geçtiğimiz Perşembe günü AMB’nin para politikası kurulu toplantısından sonra Başkan Draghi’nin yaptığı açıklamalar, AMB’nin böyle bir niyetinin olmadığını hatta Mart 2017’de bitmesi planlanan varlık alım programının süresinin uzatılabileceğini gösterdi. Bu da geçtiğimiz haftalarda da ifade ettiğimiz gibi Japonya ve Avrupa Merkez Bankaları’nın 2017’de de küresel likidite ortamı için endişe oluşturmadığının teyidi olmuş oldu. Kısa vadede Fed aralık ayındaki faiz artışı beklentisi nedeniyle endişe oluştursa da 2017 projeksiyonları netleşmeye başladıktan sonra bu stresin azalmaya başlayacağını düşünüyoruz. Fed’in son Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısından sonra yapılan açıklamada ekonomide aşağı yönlü riskler oluşması durumunda tahvil alımları yapılabileceğine yönelik ibareler olmasının piyasalarda sert türbülanslar yaşanmasına ve doların aşırı değerlenmesine izin verilmeyeceğinin bir işareti niteliğinde. Bu nedenle aralık ayındaki faiz artışı beklentisi nedeniyle doların değerlenmeye devam edebileceğini ve dolar endeksinin zaman zaman 100’ün üzerini test edebileceğini düşünsek de son iki yılda olduğu gibi bu yıl da dolar endeksinin 100 üzerinde kalıcı bir trend oluşturmasını beklemiyoruz.

BIST 100 bilanço beklentileriyle yükseliyor

Geçtiğimiz hafta açıklanmaya başlayan mali tablolara yönelik beklentiler hisse bazlı hareketlerle birlikte BIST’i de pozitif etkiliyor. Bu beklentilerle birlikte BIST 100’ün 15 Temmuz sonrası oluşan kanalın üst bandına yaklaştığını gördük. Bu süreçte 500 günlük ortalamanın bulunduğu 79.500 ve 15 Temmuz’dan sonra görülen en yüksek seviye olan 80.100’ün güçlü dirençler olduğunu, endeksin bu seviyeleri aşarak yükselişini sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmesi için yurtdışı piyasaların mutlak desteğine ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Aksi takdirde endeksin bir süre daha 76-80 bin bandında dalgalandığını görebiliriz. Haftanın son iki günü endekste göstergelerde oluşan yorgunluklar dikkat çekmeye başlarken, 78.500’ün altında olacak bir kapanış endeksi yeniden bu bandın alt sınırlarına çekebilir. 2016/3Ç dönemi mali tablolarını açıklayan şirketler özelinde sert hareketler görülebileceği ve mali sonuçlara göre hisse bazlı ayrışmaların ön plana çıkabileceği bir dönemde olduğumuz göz önünde bulundurulmalı. Bu nedenle endeks için öngördüğümüz seviyeler dışında özellikle bu dönemde hisse bazlı seviyelere de dikkat edilmesinin faydalı olacağını düşünüyoruz.

 

Dolar/TL’de ana trend hala yukarı ama…

Geçtiğimiz hafta, önceki haftaların aksine TCMB’nin faiz indirmeyebileceğine yönelik beklentilerde artış görülmesi ve Perşembe günü de TCMB’nin faiz indirimi yapmaması Dolar/TL’nin 3,05’i test etmesini sağladı. Bu süreçte dolar endeksinin değerlenmeye devam etmesi Cuma günü kurun yönünü tekrara yukarıya çevirdi ve kur yeniden 3,08 seviyesinin üzerine çıktı. Geçtiğimiz hafta da ifade ettiğimiz gibi mevcut konjonktürde sadece Fed beklentilerine paralel kurda kalıcı bir panik havası oluşmasını beklemesek de bu yıl içerisinde 3,10-3,15 aralığının birkaç defa test edilebileceğini, hatta zaman zaman bu seviyelerin üzerinin de görülebileceğini düşünüyoruz. Aralık ayında Fed’in faizlerde artış yapacağını bekliyor olsak da sonrası için piyasalardaki artan tansiyonun düşürülmesi için önlemler alınacağını düşünüyoruz. Küresel ölçüde 2016 yılının geri kalanında olduğu gibi zaman zaman türbülanslar olsa da genel risk düzeyinde önemli bir artış yaşanmasını beklemiyoruz. Bu nedenle Dolar/TL tarafında kısa vadede Fed beklentilerinin de etkisi ile yukarı yönlü hareketler olsa bile doların özellikle bu tür sert yükselişlerin ardından orta ve uzun vadeli yatırım için TL’deki nominal getiriyi göz önünde bulundurunca iyi bir alternatif oluşturmadığını düşünüyoruz.

Tahvil ve Bono Piyasası

Geçtiğimiz haftaya %8.94 seviyesinden başlayan 2 yıl vadeli gösterge faiz, hafta içinde en yüksek %9.00, en düşük %8.88 seviyesini görerek haftayı %8.97 seviyesinden tamamladı. 10 yıllık tahvil faizi ise haftaya %10.17 seviyesinden başlayarak, en yüksek %10.27, en düşük %9.89 seviyelerini görerek haftanın kapanışını %9.89 seviyesinden yaptı. Özetle, hafta boyunca 2 yıl vadeli gösterge tahvilin ve 10 yıllık tahvil faizinin düşüş eğiliminde olduğunu söyleyebiliriz. Geçtiğimiz hafta yurtiçi piyasalarda Pazartesi günü Temmuz ayı işsizlik oranı ile bütçe dengesi verileri açıklanarak, TCMB beklenti anketi, Perşembe günü ise TCMB faiz kararı takip edildi. TCMB, bizim beklentilerimize paralel olarak Ekim ayında faizlerde herhangi bir değişikliğe gitmedi. Piyasadaki beklenti TCMB’nin faiz koridorunun üst bandında 25 bp indirim yapması yönündeydi. Son durum itibariyle TCMB’nin 1 hafta vadeli repo faizi % 7.50, gecelik borç alma faizi % 7.25 ve gecelik borç verme faizi % 8.25 seviyesinde. Karar, piyasalar tarafından olumlu algılanırken, karar sonrasında tahvil faizlerinde hafif aşağı yönlü eğilim görüldü. Bu hafta yurtiçi piyasalarda tahvil faizlerini etkilemesi beklenen önemli bir veri akışı bulunmamaktadır. Bu hafta Salı günü Hazine tarafından, 5 yıl vadeli, 6 ayda bir kupon ödemeli, sabit faizli devlet tahvili ihalesi düzenlenecek. Küresel piyasalardaki risk iştahı ve sınır ötesi operasyonlar kısa vadede tahvil faizleri üzerinde etkili olacak gelişmelerdir.

Ekim Vadeli BIST 30 Sözleşmesi

Ekim vadeli endeks kontratı hafta içinde 94,050 ve 97,500 arasında dalgalanarak haftayı 96,425 seviyesinden kapattı. Endeks kontratında 592.131 işlem oldu. Açık pozisyon sayısı 26.750 artarak 336.510 olarak gerçekleşti. Hafta içinde yukarı yönlü hareketlerin görüldüğü endeks kontratında destek olarak 93,600 ve direnç olarak 98,975 önemli seviyeler olarak görülmektedir. Günlük grafikte kısa vadeli hareketli ortalamaların eğilimleri yukarı yönlü olup aşırı alım satım osilatörlerinden RSI kendi ortalaması üzerinde aşağı yönlü hareket etmektedir. Orta vadeli trend göstergelerinden MACD pozitif bölgede yukarı yönlü seyrini sürdürmektedir. Bu hafta geri çekilmelerde 95,650 ve 93,600 destek olarak takip edilebilecek seviyeler olarak görünürken yukarı yönlü hareketlerde direnç olarak 97,500 ve 98,975 seviyeleri izlenebilir. Kontratın yukarı yönlü hareketlerde güç kazanabilmesi için 97,500 direncinin yukarı kırılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu direnç seviyesi üzerinde kalıcılığın korunması teknik olarak yukarı yönlü eğilimin destekleneceği beklentisini oluşturmaktadır. 95,650 desteğinin aşağı kırılması durumunda ise aşağı yönlü baskı artabilir.

Geçtiğimiz Haftanın Öne Çıkanları:

Yurt İçinde PPK Toplantısı İzlendi

Geçen hafta yurt içinde PPK Toplantısı takip edildi. 20 Ekim Perşembe günü gerçekleştirilen Ekim Ayı PPK Toplantısı öncesinde piyasalarda faiz oranlarında sadeleşmenin devam edip etmeyeceğine dair beklentilerin ön plana çıktığı görüldü. Aralık ayında Fed’in faiz artırımına gideceğine dair güçlü beklentilerin hakim olduğu piyasalarda merkez bankasının sadeleşmeye devam etmesi durumunda, dolar karşısında değer kaybeden TL’nin kayıplarını artıracağına ve Dolar/TL kurunda yeni zirvelerin görülebileceğine dikkat çeken değerlendirmeler vardı. Geçtiğimiz hafta kur 3,1140 seviyesini test etmiş ve tarihi zirvesini yenilemişti. Piyasada faizlerde değişiklik beklemeyenler olsa da büyük çoğunluğun merkez bankasının sadeleşmeye devam edeceği beklentisine sahip olduğu görüldü. Piyasadaki genel beklenti üst banta 25 baz puanlık indirime gidilerek %8,25 seviyesinden %8,00 seviyesine çekileceği yönündeydi.

20 Ekim Perşembe günü saat 14:00’da TCMB PPK toplantısında piyasadaki genel beklentinin aksine faizlerde değişikliğe gidilmedi. Üst bant %8,25 seviyesinde korunurken, alt bant %7,25 ve 1 hafta vadeli repo faizi %7,50 seviyesinde tutuldu. Ayrıca, kullanımı diğer faiz oranlarına göre daha düşük olan geç likidite penceresi borç verme faizinde de değişikliğe gidilmeyerek %9,75 seviyesinde korunduğu görüldü. Alınan kararın TL’nin dolar karşısındaki hareketi ve enflasyon üzerinde dengeleyici bir etki yapacağını düşünüyoruz. Karar

öncesinde 3,07 TL civarında dalgalanan dolar/TL tarafında 3,05 TL’li seviyelere kadar hızlı bir gerileme görüldü. Kararla birlikte yayınlanan özet metinde, önceki ay olduğu gibi yılın 3. çeyreğinde iktisadi faaliyette gözlenen yavaşlamaya dikkat çekilirken; toplam talepteki yavaşlamanın enflasyondaki düşüşü desteklediği ancak kur tarafındaki seyrin bu düşüşü sınırladığı ifade edildi. Ayrıca, para politikasında sadeleşme sürecindeki bir sonraki adımın yönü ve zamanlamasının verilere göre şekilleneceğine vurgu yapıldı. Daha önce genel finansal koşulların sıkı olduğuna vurgu yapılırken bu ay finansal koşullardaki sıkılığın azaldığına değinildi. Turizm sektöründe yaşanan gelişmelerin cari denge üzerinde kısa süreli olumsuz bir etki yaptığına dikkat çekildi.

Avrupa Merkez Bankası’nın Faiz Kararı ve Draghi’nin Konuşmaları Takip Edildi

TCMB PPK toplantısının gerçekleştiği 20.10.2016 Perşembe günü Avrupa Merkez Bankası (ECB)’nın faiz oranı kararı ve ECB başkanı Draghi’nin konuşması da vardı. TSİ ile 14:45’te Avrupa Merkez Bankası’nın faiz oranı kararı açıklandı. Beklentilere paralel olarak faizlerde herhangi bir değişikliğe gidilmedi. Avrupa Merkez Bankası, mevduat faizini %-0,40’da, marjinal borçlanma oranını ise %0,25’te tuttu. TSİ 15:30’da ECB Başkanı Draghi’nin konuşması takip edildi. Düzenlenen basın konferansında Draghi, ekonomide ılımlı toparlanma olduğunu belirtirken görünümün aşağı yönlü risklere bağlı olmayı sürdürdüğüne değindi. Avrupa Merkez Bankası, 2016 yılı büyüme tahminlerini 1,6%’da 1,7%’ye yükseltme kararı aldı ancak 2017 tahminlerini 1,7%’den 1,6%’ya çekti. Draghi, mevcut para politikasının etkili olduğunu belirtirken, Euro Bölgesi ekonomisinin ortalama bir hızda ve sağlam bir şekilde büyümeye devam etmesini beklediğini ifade etti. Draghi, Euro Bölgesi ekonomik büyümesinin Brexit sonrası yabancı talebin azalması sonucu baskı altına girme ihtimalinin olduğunu belirtti. Draghi, faiz oranlarının bir süre daha mevcut veya daha düşük seviyelerde olacağını açıkladı. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi, faiz kararının ardından düzenlediği basın toplantısında varlık alım programını gerekli görülürse 2017 Mart sonrasında da sürdürme eğiliminde olduklarını açıkladı. Draghi bu toplantıda varlık alımının uzatılması ya da azaltılmasının gündeme gelmediğini söyledi. Parasal genişlemeyi Mart’tan sonrasında da sürdürme veya programı azaltma konularının bu toplantıda tartışılmadığı ve varlık alım programına birden son verilmesinin söz konusu olmayacağı belirtildi. Draghi Komite’nin varlık alımı üzerine çalışmasının Aralık’ta değerlendireceğini ifade etti. Euro, Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı Mario Draghi’nin Perşembe günkü toplantısında parasal genişlemenin ani bir şekilde sona ermeyeceğinin sinyalini vermesi ardından Mart ayından bu yana görülen en düşük seviyesin olan 1,0870 seviyesinegeriledi.

AB Liderler Toplantısında İngiltere Başbakanı May’ın Verdiği Mesajlar Takip Edildi

Birleşik Krallık’ta 23 Haziran’da yapılan AB referandumunda halkın yüzde 52’si AB’den çıkış yönünde oy kullanmıştı. İngiltere Başbakanı May, ülkesinin AB’den resmen ayrılık sürecini başlatacak Lizbon Anlaşması’nın 50. maddesinin gelecek yıl mart ayı bitmeden devreye sokulacağını açıklamıştı. Lizbon Anlaşması’nın 50. maddesi AB üyesi ülkelerin birlikten çıkışını düzenliyor. 50. maddenin yürürlüğe girmesinin ardından başlayacak müzakere süreciyle İngiltere’nin AB’den resmen çıkmasının en az 2 yıl sürmesi öngörülüyor. Üye ülkelerin liderlerini bir araya getiren AB Konseyi Toplantısı’na başbakan olarak ilk kez katılan Theresa May’ın toplantıda verdiği mesajlar piyasalar tarafından izlendi. İngiltere Başbakanı Theresa May toplantıda İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma sürecinde bulunduğunu ancak güçlü ve güvenilir bir ortak olmayı sürdüreceğini söyledi. Avrupa Birliği’nden ayrılana kadar rollerini tam olarak uygulayacağını ve İngiltere’nin sorumluluklarını yerine getireceğine değindi. Ayrıldıktan sonra da İngiltere’nin Avrupa Birliği ile güçlü ve güvenilir bir ortak olmaya devam edeceğini vurguladı. Ülkelerin yakın iş birliği içerisinde çalışmayı sürdürmelerinin önemine değinen May, bunun hem İngiltere’nin hem de Avrupa Birliği’nin yararına olacağını söyledi. İşbirliğine ve uyumlu bir çıkış sürecine dair verilen mesajlar Brexit’in piyasalar üzerinde yarattığı belirsizlik ve sürecin bilinmezliği nedeni ile çok etkili olmadı. Ancak 2017 yılının mart ayında başlayacak süreç ile ilgili işbirliğinin vurgulanması piyasalardaki tansiyonun yükselmesini engelledi.

Yeni Haftada Ne Konuşacağız?

Yeni haftada yurtiçi veri akışı oldukça sakin. Haftanın en önemli gelişmesi Perşembe günü yayınlanacak olan yılın 4. Enflasyon Raporu olacak. Raporun basın toplantısıyla tanıtılacak olması nedeniyle, buradan gelecek mesajlar oldukça önemli. Son haftalarda paylaştığımız notlarımızda belirttiğimiz gibi, TCMB’nin Ağustos 2015’te açıkladığı para politikasında sadeleşme yol haritasında sona yaklaşmış bulunmaktayız. Bu haftaki toplantıda sadeleşme sürecinin sonlandırılması ve sonrasındaki sürece ilişkin mesajların verilebilmesi açısından TCMB tarafından bir fırsat olarak değerlendirilebileceğinden yakından takip etmekte yarar var. Enflasyon Raporu haricinde yurtiçinde piyasalar üzerinde kalıcı etki bırakabilecek mahiyette başka bir ekonomik veri akışı bulunmuyor. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı öncesinde, Cuma günü piyasalar yarım gün açık olacak. Sakin ekonomik veri takvimi nedeniyle yurtiçi piyasaların seyri açısından kur tarafındaki gelişmeler ile küresel piyasalardaki genel havanın yanı sıra siyasi ve jeopolitik gelişmelerin belirleyici olmaya devam etmesi beklenebilir. Diğer taraftan, geçen hafta başlayan Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin 2016 yılı 3. çeyrek finansal sonuç açıklama süreci bu hafta da devam edecek. Yeni haftanın öne çıkan finansal sonuçları Pazartesi günü Garanti Bankası, Perşembe günü TSKB ve Bizim Toptan’a ilişkin sonuçlar olacak.

 

Küresel ekonomik takvime baktığımızda ise yeni haftayı 2016 yılı 3. çeyreğe ilişkin ilk ekonomik büyüme tahminlerinin ve öncü PMI rakamlarının domine ettiğini söyleyebiliriz. ABD tarafında Perşembe günü açıklanacak olan Eylül ayı Dayanıklı Mal Siparişleri ve Cuma günü açılanacak olan 3. çeyrek ekonomik büyüme ilk tahmini yeni haftanın öne çıkan verileri olacak. Dayanıklı Mal Siparişlerinin aylık bazda % 0.2 ile zayıf denilecek bir artış göstermesi beklenirken; bir önceki çeyrekte % 1.4 olarak gerçekleşen ekonomik büyümenin 3. çeyrekte % 2.5 gibi güçlü bir seviyede gerçekleşeceği tahmin ediliyor. Ayrıca, Cuma günü açıklanacak olan 3. çeyrek İstihdam Maliyet Endeksi’de Fed kararları açısından en önemli belirleyicilerden olan iş gücü piyasasının son durumuna ilişkin işaretler sunacağından izlenmeli. Hafta boyunca açıklanacak diğer veriler ağırlıklı olarak konut sektörüne ait. Pazartesi ve Salı günü Fed yöneticilerinin oldukça yoğun bir konuşma trafiği olduğunu, gelecek mesajların küresel piyasalardaki oynaklığı artırabileceğini de not edelim.

Avrupa tarafında Pazartesi günü Euro Bölgesi Ekim ayı öncü İmalat, Hizmet ve Bileşik PMI; Salı günü Almanya Ekim ayı Ifo İş Dünyası Anketi; Perşembe günü İngiltere 3. Çeyrek birinci ekonomik büyüme tahmini ve Euro Bölgesi Eylül ayı M3 Para Arzı; Cuma günü Euro Bölgesi Ekim ayı Tüketici ve İş Dünyası Güveni ile Fransa ve İspanya 3. çeyrek ilk ekonomik büyüme verileri takip edilecek.

Asya tarafında ise, her ayın son haftasında olduğu gibi Japonya’da Eylül ayı Dış Ticaret, Ekim ayı öncü İmalat PMI, Eylül ayı TÜFE, İşsizlik Oranı, Hanehalkı Harcamaları gibi oldukça yoğun bir veri akışı izlenecek.

Şirket Haberleri

İŞ BANKASI / ISATR, ISBTR, ISCTR, ISKUR 21.10.2016 18:00:06:

Banka tarafından yurt dışında ihraç edilen nominal tutarı 600.000.000 ABD Doları olan 5,5 yıl vadeli söz konusu tahvillerin satış işlemleri 21 Ekim 2016 tarihinde tamamlanmış olup; tahvil bedelleri aynı tarihte Banka hesaplarına aktarılmıştır.

AKBANK / AKBNK 21.10.2016:

Akbank’ın 2016 yılı 3. çeyrek net karı 1.104,624 milyon TL olarak açıklandı. ( Beklenti: 1.087,000 milyon TL, 2015/3Ç: 671,646 milyon TL).

ARÇELİK / ARCLK 21.10.2016:

Arçelik şirketinin 2016 yılı 3.çeyrek net karı 262,821 milyon TL olarak açıklandı. (Beklenti: 227,050 milyon TL, 2015/3Ç: 212,360 milyon TL).

AKSA AKRİLİK / AKSA 21.10.2016 19:00:40:

Şirket, önümüzdeki dönemlerde gerçekleştirilecek yatırım ve modernizasyon projelerinin finansmanına yönelik çalışmalar çerçevesinde, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile toplam 25 milyon Avro karşılığı Dolar yatırım kredisi sözleşmesi imzalamıştır.

YATAŞ / YATAS 21.10.2016 14:12:50:

Şirketin yatırım planında öngörülen üretim ve lojistik amaçlı binaların inşaatı devam etmekte olup yıl sonuna kadar inşaat sürecinin tamamlanması planlanmaktadır. İlave olarak makina yatırımları ile ilgili görüşmelere başlanılmıştır. Ayrıca yapılan yatırım çerçevesinde T.C Ekonomi Bakanlığına başvuru yapılmıştır.

YÜNSA / YUNSA 21.10.2016 18:07:30:

Şirketin 2010, 2011, 2012 ve 2013 vergilendirme dönemlerine ilişkin toplam 7.083.888,54 TL vergi aslı ve toplam 19.067.234,81 TL vergi ziyaı cezasına ilişkin olarak, “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkında 6736 sayılı Kanun” hükümlerinden yararlanılması hususu Şirket tarafından değerlendirilmiş, şirket menfaatlerini gözönüne alarak 6736 sayılı Kanundan yararlanılmasına ve bu hususta gerekli tüm iş ve işlemlerin yapılmasına karar verilmiştir.

AKSİGORTA / AKGRT 21.10.2016 17:48:29:

Şirket, 2010 vergilendirme dönemine ilişkin ilave 60.908.125,96 TL kurumlar vergisi aslı ve 91.362.188,94 TL vergi ziyaı cezasına ilişkin olarak, “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkında 6736 sayılı Kanun” hükümlerinden yararlanılması hususunu değerlendirmiş ve şirket menfaatlerini gözönüne alarak 6736 sayılı Kanundan yararlanılmasına ve bu hususta gerekli tüm iş ve işlemlerin yapılmasına karar vermiştir.

 

ŞEKER FİNANSAL KİRALAMA / SEKFK 21.10.2016 17:51:28:

Şirket paylarının geri alımının yapılmasına,geri alım işlemlerinde; geri alıma konu edilecek pay sayısının azami 4.500.000 adet ve bu payların alımı için kullanılacak fon tutarının azami 5.500.000 TL olarak uygulanmasına karar vermiştir.

POLİSAN HOLDİNG / POLHO 21.10.2016 16:25:58:

Şirketin %100 bağlı ortaklığı Polisan Boya’nın 6.700.000,00 TL olan ödenmiş sermayesi 83.594.056,00 TL artırılarak 90.294.056,00 TL olmuştur.

BORSA İSTANBUL / KRATL 21.10.2016 15:32:49:

Hazine Müsteşarlığının yazısı ile Kıymetli Madenler Borsası Aracı Kuruluşlarının Faaliyet Esasları ile Kıymetli Madenler Aracı Kurumlarının Kuruluşu Hakkında Yönetmelik’in ilgili maddesine göre aykırı hareket ettiğinin anlaşılması nedeniyle Karakaş Atlantis Kıymetli Madenler Kuyumculuk’un faaliyet izninin iptal edildiği bildirilmiş olup, Şirketin Borsadaki faaliyetleri 21/10/2016 tarihi itibarıyla durdurulmuştur.

from gedik yatırım
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s